24 Haziran 2012 Pazar

Zıpla!

Balkan müziği severler buraya!

A Hawk And A Hacksaw, Amerika'dan iki kişilik bir grup. Biraz "deneysel" Balkan müziği icra ediyorlar :)

Azıcık neşemizi bulalım istiyorum. Paylaşacağım şarkıları "A Hawk And A Hacksaw And The Hun Hangár Ensemble" albümlerinden, öyle deneysel olmayan bir şarkı. Bu albüm Doğu Avrupa ezgilerini ayağımıza kadar getiriyor Amerika üzerinden :D


Serin bir yaz gecesi fenerlerle ışıklarla süslenmiş bir çayırda bir düğün, plastik beyaz sandalyeler, tanıdık suratlar... Resmiyet yok, eğlenen insanlar var. "İşyerinden arkadaşlar" yok, "komşular" var :D

Atlayın, zıplayın, eğlenin!

A Hawk And A Hacksaw - Romanian Hora And Bulgar


23 Haziran 2012 Cumartesi

Fikrimin İnce Gülü

Yaklaşık 10 günlük bir aradan sonra tekrar yazıyorum, buraları boşlamamam gerektiği tavsiyesini veren arkadaşlarıma teşekkür için "sıradaki şarkıyı Salim ve Burak'a armağan ediyorum". Selam gönderme gibi işleri ilerleyen şarkılarda denerim, bakalım nasıl oluyor =)

Yazı yazma işine pek alışamadım, yalan değil. Tanıyanlar bilir, konuşmayı çok sevdiğim için o konuda daha başarılıyım sanırım :D

Size rahat rahat yorum yapabildiğim anların resmini çizmeye çalışayım:
Arkada bi şarkı açık (ya da kulaklıklarım takılı yeni bir grup/albüm dinliyorum, ne kadar güzel olduğunu fark edince çekiyorum kulaklığı, dışarı veriyorum sesi). Yanımda biri ya da birileri var. Önümde demlemeye üşendiğim için poşet çay var. Bir yandan bardağın kenarından sarkan iple oynarken bir yandan da yanımdaki arkadaşıma dinlerken neler hissettiğimi anlatıyorum. Ağzımdan dökülen kelimeler öyle süslü ya da edebi değeri yüksek şeyler olmuyor elbette ama nedense daha güzel ifade edebiliyorum kendimi. Hatta tam olarak o müziğin bana ne hissettirdiğini anlatabildiğimi düşünüyorum. Yazarken eksik kalıyor birşeyler sanki. Zamanla alışırım umarım, daha güzel ifade edebilirim =)

Şimdi yazarak pek anlatamayacağım hoşlukta bir şarkıyı paylaşmak istiyorum sizinle. Ceylan Ertem'den.


Ceylan Ertem, Fikrimin İnce Gülü adlı şarkıyı çok başarılı bir şekilde coverlamış. İlk albümü "Soluk"ta bulabilirsiniz. Benim için albümdeki en dikkat çekici şarkıydı bu aynı zamanda. Trip-hop / Downtempo severler de henüz dinlemediyse mutlaka dinlemeli. Bu şarkının hüznüne çok güzel giden bir sesi var Ceylan Ertem'in. Aynı hüznü değersizleştirmeyecek sadelikte de bir müzik...

Ceylan Ertem - Fikrimin İnce Gülü



Sevgilerimle!

13 Haziran 2012 Çarşamba

Kadıköy Kafası Kocaman

Yine Kadıköy semalarından bir grup "Halimden Konan Anlar". Yanlış anlaşılmasın, çok Kadıköy'de takılan, ordaki barlarda çalan grupları dinleyen ya da ne bileyim arkadaş çevresi bu gruplardan oluşan biri değilim, evimde otururken duydum ilk isimlerini :D

Benim -iyi mi kötü mü tartışılır- bir huyum var: İsmi ilginç olan gruplar hemen dikkatimi çeker, sırf ismini beğendiğim için dinlemeye karar verdiğim çok olmuştur. Mesela en son "Someone Still Loves You Boris Yeltsin" için aynı şeyleri hissetmiştim (pek beğenmemiştim müziklerini ama bir şans daha vermeyi düşünüyorum, ilerleyen günlerde belki bunun için de yazarım).

Neyse, konu bu değil. Konu Halimden Konan Anlar'ın pek şahane bir grup olması. Tabiri caizse duyar duymaz aşık oldum.

Şarkıları, sözleri, vokal şekli, enstrumanları.. Her şeyiyle pek güzel, oldukça başarılı bir grup. İlk dikkatimi çeken şarkıları Durdurun ve Kadın olmuştu. Tüm şarkılarını Soundcloud'dan ve Myspace'ten takip edebilirsiniz. Hatta edin. Hepsini dinleyin bence :D

İlk fırsatta da canlı dinleyin derim ben. Sahneleri de gerçekten çok başarılı. Ben de düzenlemesi -bence- en iyi olan şarkısını paylaşmak istiyorum şimdi. Keyifli dinlemeler!

Halimden Konan Anlar - Sergüzeşt-i Kadıköy




11 Haziran 2012 Pazartesi

Istanbul Blues


Biraz da İstanbul Blues Kumpanyası'ndan konuşalım.

Bu güzel grup ilk albümlerini 1997 yılında "Kökler" adında yayınlamış. Albümde Chicago blues, delta blues, jump blues vs gibi alt türlerden örnekler bulabileceğiniz gibi albümün ismine yakışan şarkılar da bulabilirsiniz =) Gerçi ne amaçla o ismi seçtiklerini tam olarak bilemem tabi, grubun bir açıklamasından değil kendim dinlerken hissettiklerim sonucu bu kanıya vardım.

Albümün ilk şarkılarında Afrika ezgilerini duymaya başlıyorsunuz. Böylece Blues'un köklerine, Afrika'ya kadar inmiş oluyoruz.


Afrikayı özgürleştirdikten hemen sonra kendi köklerimize de inmeye başlıyoruz. Anadolu ezgileriyle Afrika'nın ve Blues'un mükemmel uyumu! Ağızda dağılan gerçek "Anadolu Blues" parçacıkları! Blues on Fidayda da bunun güzel bir örneği.

Ama yine de asıl paylaşmak istediğim güzellik, 1999 yılında çıkan "Sair Zamanlar" adlı albümden "Derbeder" adlı parça. "Türkçe Blues" değil de, "Türk Blues" diye bir şey var mı diye sorsalar cevabım bu şarkıyla olurdu herhalde :D

Bu neşeli şarkıyla başbaşa bırakıyorum sizleri, iyi dinlemeler!





(Daha önce burada bulunan Youtube linkine artık erişilemediği için Grooveshark bağlantısıyla değiştirdim. Fakat bu site de yasaklı olduğundan erişim için dns ayarları yapmak gerekecek. Her yolu denedim başka bağlantı bulamadığım için böyle oldu, kusura bakmayın.)





10 Haziran 2012 Pazar

Seni Seviyorum Ama Bunları Yüzyüzeyken Konuşuruz

Yüzyüzeyken Konuşuruz kendilerini şöyle tanıtıyor:

"Yüzyüzeyken Konuşuruz dışardan bir müzik grubu olarak görünse de, aslında Vimeo üzerinden devam etmekte olan minimalist bir -canlı- müzik projesidir."

Kadıköy'lü bu insanlar en az kendilerini anlattıkları bu cümle kadar samimi. Beraber müzik yapmayı seven, bu yüzden bizim de dinlerken keyif aldığımız insanlar. Son derece içten bir müzik ve içten sözlerle üstelik. Mükemmel sesler bulmayı denemek, çok meşhur olmak ya da virtüöz olmak gibi bir kaygıları olmadığını tahmin ediyorum. Sözlerinde de öyle "büyük laflar" etme kaygısı da yok =) Arkadaşlarınızla evinizde otururken beraber çalıp söylüyormuşsunuz gibi. Yaratıcı ve hoş.




Kendilerini Soundcloud'da takip etmek de mümkün, şarkılarını mp3 olarak indirme seçeneği de koymuşlar.


Çaya da bekleriz! Keyifli dinlemeler =)

9 Haziran 2012 Cumartesi

Merhaba!

Dün sevgili arkadaşım Burak'ın da beni heyecanlandırması üzerine bir süredir düşünmeme rağmen uğraşamam deyip vazgeçtiğim blogu sonunda açmaya karar verdim. İlk fikri de canım Cansın'a borçluyum. Kendi çapımda müzik eleştirisi yapabileceğim, dinleyip de heyecanlandığım müzikleri insanlara anlatabileceğim bir yer olsun istedim. Beni gaza getirmek için elinden geleni yapan Timuçin'e de sevgilerimi sunarım :D



Nasıl bir şey olacağını ben de tam bilemiyorum henüz ama denemeye değer. Umarım elime yüzüme bulaştırmam :D

Şimdi herkes bu güzel, serin yaz akşamında Hindi Zahra için çay bardaklarını bir araya getirsin.


"Beautiful stranger, don't wanna know your name"

Sadece güzel, sakin değil, hüzünlü de gelir bana bu şarkı. Şimdiye kadar karşımıza çıkan "beautiful stranger"ların elinden tutup, oradan düşünmeden uzaklaşmadığımız için duyduğumuz pişmanlıkları da hatırlatıyor sanki. Her şeyin planlı, bilindik ve düzgün gittiği ama bir yandan da herkesin yabancı, tehlikeli ya da sıkıcı olduğu bir dünyadan az da olsa uzaklaşmak güzel olmaz mıydı?


Sevgilerimle!