9 Haziran 2012 Cumartesi

Merhaba!

Dün sevgili arkadaşım Burak'ın da beni heyecanlandırması üzerine bir süredir düşünmeme rağmen uğraşamam deyip vazgeçtiğim blogu sonunda açmaya karar verdim. İlk fikri de canım Cansın'a borçluyum. Kendi çapımda müzik eleştirisi yapabileceğim, dinleyip de heyecanlandığım müzikleri insanlara anlatabileceğim bir yer olsun istedim. Beni gaza getirmek için elinden geleni yapan Timuçin'e de sevgilerimi sunarım :D



Nasıl bir şey olacağını ben de tam bilemiyorum henüz ama denemeye değer. Umarım elime yüzüme bulaştırmam :D

Şimdi herkes bu güzel, serin yaz akşamında Hindi Zahra için çay bardaklarını bir araya getirsin.


"Beautiful stranger, don't wanna know your name"

Sadece güzel, sakin değil, hüzünlü de gelir bana bu şarkı. Şimdiye kadar karşımıza çıkan "beautiful stranger"ların elinden tutup, oradan düşünmeden uzaklaşmadığımız için duyduğumuz pişmanlıkları da hatırlatıyor sanki. Her şeyin planlı, bilindik ve düzgün gittiği ama bir yandan da herkesin yabancı, tehlikeli ya da sıkıcı olduğu bir dünyadan az da olsa uzaklaşmak güzel olmaz mıydı?


Sevgilerimle!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder