12 Eylül 2012 Çarşamba

Toprağın Altında Hayat Var


Merhaba!

Son yazımda görmek için sabırsızlandığım birinin konserine gittiğimden bahsetmiştim; bu yazıda da görmek için can attığım ve umarım -bir aksilik çıkmazsa- 19 Eylül Çarşamba akşamı, Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu'nda göreceğim bir gruptan bahsetmek istiyorum.

Dead Can Dance, şu ana kadar dinlediğim en özgün ve başarılı gruplardan biri. 1981 yılında bir araya gelen Lisa Gerrard ve Brendan Perry ikilisinin kurduğu bu harika grup, birbirinden başarılı albümler yayınladı, birbirinden güzel konserler verdi. 1998 yılında ayrıldılar, 2005 yılında tekrar bir araya geldiler. Şimdi 2012'ye geldik ve Dead Can Dance uzun bir aradan sonra tekrar Türkiye'ye geliyor. Heyecan verici!

Yaptıkları müziği tanımlamaya çalışırsak yeni nesil orta çağ avrupası müziği ya da basitçe gotik, dark wave diyebiliriz. Yine de yaptıkları müziği bu kalıplara sığdırmaya çalışmak yanlış olacaktır. Çünkü bir şarkıda kendinizi kuzeyde, soğuk ve karanlık bir sokakta yürürken görürken ya da çanlar, kilise orgları vs duyarken (Chant of the Paladin) bir sonraki şarkılarında çok daha oryantal bir müziğe rastlayabilirsiniz: ney, davullar... Bakarsınız birden bir çöle düşüvermişsiniz (Desert Song --linkte şahane bir canlı performanslarını izleyebilirsiniz-- ). Lisa Gerrard'ın vokalleri de hemen her şarkıda sınırlarınızı Avrupa'dan, Afrika'dan, Asya'daki çöllerden daha öte bir yere taşıyor.


Dead Can Dance - Yulunga



80li yıllarda -90lı yılların başlarına kadar- punk kültüründen sonra, bu kültürden beslenen yeni bir akım (Post Punk) ortaya çıkar. Dead Can Dance'in özellikle ilk albümlerinde bu akımın etkileri bolca vardır diyebiliriz bence, bi sakıncası olmaz. Dead Can Dance adlı ilk albümlerinin ilk şarkısı The Fatal Impact buna mükemmel bir örnek.

3. albümlerinden itibaren tarzlarının evrilmesine, daha sabit bir hal almasına şahit oluyoruz: Post Punk türünden uzaklaşmış, daha karanlık ve dingin, orta çağa yaklaşmış. Within the Realm of a Dying Sun & The Serpent's Egg albümleri oldukça belirgin ve benim de favori albümlerim =)

Bu iki albümdeki tüm şarkıları dinlemeye değer ama Within the Realm of a Dying Sun albümünde, Cantara adlı şarkıları ayrıca dikkate değer. Bu şarkının sözleri bir dile ait değil. Lisa Gerrard ve Brendan Perry, atalarının kendilerine yol göstermesi için inzivaya çekildiklerini, bu esnada hissettikleri şekilde şarkı söylediklerini anlatıyor. "Dead Can Dance'i biliyorum" diyebilmek için ilk dinlenmesi gereken şarkılardan biri Cantara. (Çok sevdiğim bir gruptan bahsediyor olmamın kötü yanı da bu işte, uzatıyorum. Bu böyle gider müdahale etmezsem. Toparlıyorum hemen izninizle.)

Dead Can Dance'in evreninde dolaşabilmek için, 3 köşesinden 3 farklı şarkılarını ekliyorum sizin için.

1. Az önce bahsettiğim Cantara.



2. Soundtrack olarak başka başka yerlerde duymuş olabileceğiniz The Host of Seraphim. Her dinlediğimde ürperdiğim, ağıt gibi bir şarkı.


3. Crescent. Bu şarkının yeri bende ayrı. Fazla açıklama yapmıyorum yine, Dead Can Dance'in daha oryantal şarkılarından biri. Selections From North America albümlerinde bulabilirsiniz.




Hoşunuza gitti mi bilmiyorum ama paranız varsa ve bir şans daha vermek istiyorsanız bu konseri kaçırmayın derim. Beğendiyseniz, biletim hazır, bekliyorum hepinizi =)

İyi geceler, iyi dinlemeler!



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder