30 Eylül 2013 Pazartesi

Öldüğümde

Geçen gün fark ettim: Ölüyoruz. Öleceğiz yani.

Bir sebebi yok ama bunu aniden fark edip duygusallaştım. Gözümün önüne yapmak isteyip yapamadıklarım / ertelediklerim geldi. Arkadaşlarım, sevdiğim insanlar geldi.

Yarın ölebiliriz. Sizi sevdiğimi, size çok sarılmak istediğimi, bazen beni delirttiğinizi ve hatta sizi "kıskandığımı" yeterince söyleyemedim. Bundan sonra ertelemeyeceğim ama. İstanbul'un benden çaldığı en değerli şey de buydu: yanlış mı anlarlar demeden hissettiklerimi söyleyebilmem. Geri alacağım bunu :)

Yeterince duygusallığa kapılmışken hazır, bir de ricam var. Ölürken bunu dinlemek istiyorum:


John McLaughlin & Jean-Luc Ponty & Zakir Hussain - Lotus Feet 

Az önceki dramatik havadan çıkayım biraz.

Bu performans geçtiğimiz Nisan ayında İstanbul'da düzenlenen 2. Uluslararası Caz Günü konserinden. Bilet satışı yapılmadı ama konsere gidebilmek için organizasyonda çalışmak fikri bugüne kadar aldığım en iyi karardı bence. Güzel bir organizasyondu ama eleştireceğim fazlaca yanı var, onlar da ayrı bir yazının konusu olsun. Bir iki performans dışında sahnedeki insanların eğlenmediğini, gerçekten çalmak istemediğini düşündüğüm performanslar gördüm. Görevim de bitmişti zaten, "bu kadar yetti bana" deyip eve dönmek üzereyken bu insanlar çıktı işte sahneye.

Ve hayatımın en güzel 10 dakikalarından birini yaşadım.

Olağanüstüydü.


Umarım beğenirsiniz dostlarım, hepinize keyifli dinlemeler!